RASYONALİTE
İnsan evladının temel güdüleri iyi ve kötü değildir. Bunlar etik açıdan nötrdürler ve eğitimle şekillendirilirler. Doğuştan gelen güdüler ise çok çeşitli yollarla tatmin edilebilirler. (politika, ticaret, bilim, sanat gibi) Kişi çocukluk ve gençliğinde edindiği bilgi ve beceriler doğrultusunda güç tutkusuna ve diğer güdülerine bir çıkış yolu arar.
Gerçek mutluluk arayışı, haset, öfke ve yıkıcı güdüleri uzak tutmayı öğretir. İnsanlığın evrimi, büyük mutluluklar getirebilecek her türlü bilgiyle doludur. Ancak mutluluğu kaçırmış olan ve başkaları için de öyle olmasını arzulayan kötü niyetliler açgözlülük, haset, kıskançlık ve öfke gibi güdülerle bunu engelleyecek her şeyi yapabilirler.
Bu ezeli ve ebedi çatışmanın hakim olduğu dünya maalesef haksızlıkla dolu bir ortam yaratmıştır. Barış erişilmesi her gün daha da zorlaşan bir özleme dönüşmüştür. Kurumları haksızlık ve nefret temeline dayalı topluluklar, mutluluğu yok etme gayreti içine girmişlerdir. Oysa insanlar için her gün gerekli olan yaşama sevinci, gelişmenin getireceği mutluluk ve olumlu başarılar üzerine kurulmuş bir arayış, varlık mücadelesinin pusulasını göstermeye devam etmektedir. İyilik arayışının en temel araçlarından biri gerçek düşünce özgürlüğüdür. Bu; farklı görüşler arasında fırsat eşitliğini de gerektirir. Bunun için yapılması gereken yasal düzenlemeler elbette kaçınılmazdır ancak ondan önce daha iyi bir eğitim ve daha kuşkucu ve meraklı bir kamuoyunun varlığı gerekir.
Ne yazık ki bu zemini yaratması beklenen “ahlak”, kusurların bataklığına saplanmıştır. Ve ne yazık ki, insan evladı, ahlaki kusurları giderecek bir yöntemi şimdiye kadar bulamamıştır. Nasihatler ve öğütler, iki yüzlülüğü güçlendirmiştir. Nasihat edilenler inandırıcılığını yitirmiştir.
Ahlakın bıraktığı boşluğu dolduracak en güçlü çözüm “akıl”dır. Erdemli olmayı öğretecek, teşvik edip, egemen kılacak bir yöntem keşfedilinceye kadar ilerleme, aklın geliştirilmesinde aranmalıdır. Çünkü bilimsel ilerlemenin kazanımlarının, zaferlerinin kültürümüzün ahlaken yoksullaşması pahasına yaşanması, son derece üzücüdür ve maalesef hakikattir.
Bilim; birbirimize zarar verme olanaklarını arttırdıkça, toplumsal yaşamda huzuru ve barışı olanaklı kılacak olan şey, aklımızın eylemlerimize egemen olmasıdır.
Çare; gerçekleştirilmesi çok zor olabilecek sosyal ve siyasal değişimlerde değil; bireylerin, komşularıyla, doğayla ve dünyayla olan ilişkilerine daha akıllıca ve dengeli bir bakış açısı getirme çabalarında yatmaktadır. Rasyonalite diyebileceğimiz bu çaba o büyük siyasal değişimlerin de öncüsü, hazırlayıcısı olacaktır.
İnsan; aklının arzularını algıladığı ve onlara egemen olduğu ölçüde rasyoneldir.
Rasyonel insan, aklıyla bilimi ilerletmeye devam edecektir. Bilim, insanın doğasını, duygu ve düşünce üretmesinin sırlarını öğrendikçe, makinaların yaratmadığı mutluluğu yaşamımıza getirecek, iyiliği, erdemleri, ahlakı ve barışı güçlendirmeye katkı verecektir.
Böylece barış isteyenler, savaşa değil, barışa hazırlanacak.
Bugün neredeyse zafiyet olarak algılanan birçok erdemin önemi ve değeri yeniden anlaşılacaktır.
Bu nedenlerle rasyonaliteye, yani aklın rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.
İnsanlık, mutlaka bunu başaracaktır.
Sağlıcakla kalın..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu - Koğuş B/63
Buca - Kırklar