Kış Güneşi

 

Senede 300 gün güneşi olmasıyla övündüğüm İzmir’de güneşi özleyeceğim aklıma gelmezdi!

Vahşi temmuz, ağustos sıcakları bittikten sonra ne kadar hızla bu noktaya geldiğime şaşıyorum. 2 ay boyunca sadece sabah 08:30–10:00 arasında avluya çıkabiliyordum. 10:00’dan itibaren kafamı dışarı çıkartmak mümkün değildi.

Sonra birden mevsim değişti. 11:30’dan 16:30’a kadar avluda kalan güneş adeta kemiklerimi ısıtmaya başladı. Masamı, sandalyemi o saatlerde dışarı çıkartıp, radyomu açıp, keyifle okuyup yazmayı güneş altında sürdürdüm.

Ne yazık ki bu mutluluk günleri de çok kısa sürdü. Güneş olağanüstü bir hızla avludan geçip gitmeye başladı. Artık ilk gelişi 13:30’u buluyor ve 15:00 olmadan avluyu terk ediyor.

Bu bir buçuk saatlik zaman dilimi hele bir de hava kapalıysa veya yağmurluysa iyice azalıyor. Maalesef daha da azalacak gibi.

Aslında güneş avluda daha çok kalıyor ama aşağı inmiyor. Duvarların üstlerinde kalmasının da bana bir faydası olmuyor.

7-8 metre duvarlarla çevrili bu hücreye ve avluya “kuyu” denmesini şimdi anlıyorum.

Ancak avluya “bahçe” denmesini hiç anlamıyorum. Bir avuç toprak, bir tek yeşil dal olmayan yere “bahçe” denir mi? Her taraf beton ve üzerinden hiç kuş geçmeyen, nadiren uçak görünen, bulutlandığında şekiller bulmaya çalıştığım bir avuç gökyüzünden ibaret bir yer.

Maalesef kapının kapanması da güneşe bağlı. Avlu kapısı yazın saat 20:00’da kapanırken, artık bu saat 18:00’a çekildi. Bakalım daha ne kadar erkene çekilecek?

İşte yine anons başlıyor:

“Hükümlü ve tutukluların dikkatine!

“Bahçe kapıları kapanacaktır, sayım için yerlerinizi alınız.”

Tarkan’ın “Kış Güneşi” şarkısı ne kadar güzeldir!

“Yürekli olmadan

Meydan okumadan

Yaşanmaz aşk”

Henüz kış bastırmadı ama belli ki yaklaşıyor. Güneş’in doyasıya tadını çıkartın. Meğer güneş çok özleniyormuş.

Aaah bir de annem: Adı Güneş…

13 Kasım 2025